istanbul-emlak-ilan.com                      anasayfa  |  emlak istek formu  |  iletişim

 AVRUPA YAKASI
 İstanbul Emlak İlan 1.Levent
 İstanbul Emlak İlanları 2.Ulus
 İstanbul Emlak İlan 4.Levent
 İstanbul Emlak İlanları Akaretler
 İstanbul Emlak İlan Akatlar
 İstanbul Emlak İlanları Alkent 2000
 İstanbul Emlak İlan Ataköy
 İstanbul Emlak İlanları Bahçeşehir
 İstanbul Emlak İlan Bakırköy
 İstanbul Emlak İlanları Beylikdüzü
 İstanbul Emlak İlan Beyoğlu
 İstanbul Emlak İlanları Beşiktaş
 İstanbul Emlak İlan Emirgan
 İstanbul Emlak İlanları Esentepe
 İstanbul Emlak İlan Gayrettepe
 İstanbul Emlak İlanları Harbiye
 İstanbul Emlak İlan Kemerbugaz
 İstanbul Emlak İlanları Nişantaşı
 İstanbul Emlak İlan Sarıyer
 İstanbul Emlak İlanları Tarabya
 İstanbul Emlak İlan Yeniköy
 İstanbul Emlak İlanları Yeşilköy

 ANADOLU YAKASI
 İstanbul Emlak İlan Acarkent
 İstanbul Emlak İlanları Anadolu Hisarı
 İstanbul Emlak İlan Ataşehir
 İstanbul Emlak İlanları Bostancı
 İstanbul Emlak İlan Caddebostan
 İstanbul Emlak İlanları Çiftehavuzlar
 İstanbul Emlak İlan Erenköy
 İstanbul Emlak İlanları Fenerbahçe
 İstanbul Emlak İlan Göztepe
 İstanbul Emlak İlanları Kadıköy
 İstanbul Emlak İlan Kozyatağı
 İstanbul Emlak İlanları Suadiye
 İstanbul Emlak İlan Üsküdar

 

 

 







istanbul emlak ilan Caddebostan

anasayfa  |  emlak istek formu  |  iletişim


FATIH

Istanbul’un ilk büyük cami ve imaretinin çevresinde olusan ve sehri fetheden sultanin lakabini tasiyan Fatih semti, Türk döneminin en ünlü ve simgesel nitelikli yerlesim alanlarindan biridir. Ikincil nitelikteki semtler sayilmazsa, Fatih, güneybatida Bayrampasa vadisine inen yamaçlarla Atikali ve Yeni Odalar (yeniçeri kislalari) önündeki Etmeydani ve Horhor Semtleri ile Aksaray’a baglanir. Doguda Saraçhanebasi’ndan Sehzadebasi ve Haliç’e dogru Zeyrek, Çarsamba ve Yavuzselim, Edirnekapi yönünde de Karagümrük gibi semtlerle sinirlanir. Constantinus Suru Fatih Külliyesinin hemen batisindan geçer. Haliç’e inen vadiler arasinda, “dördüncü tepe” denen bu yüksek plato, sinirlari kesin olmasa da eski sehrin XI. Bölgesine tekabül eder. Semtin bulundugu bölge, sehrin kurulusundan bu yana dinsel simge statüsünü korumustur. Constantinus’un (hd 324-337) anit mezari ve martirion’u daha sonra onun yerine yapilan Iustinianos’un Havariyun Kilisesi, fetihten sonra da Fatih Sultan Mehmed’in büyük külliyesi ile taçlanmis ve sehir tarihinde, her zaman büyük imparator ve sultanlarin anilariyla bütünlesmistir. Constantinus’un martirion’unun burada bulunmasi, sehirin kuruldugu dönemde bu bölgeye özel bir önem kazandirmistir.

Constantinus döneminde sehrin ana ulasim çizgisi Aksaray üzerinden Yedikule’ye uzandigi için, Osmanli dönemine göre, sehir içinde ikincil bir statüde olmasina karsin, Bozdogan Kemeri’nin su saglama islevi hem önemlidir - hem Haliç’i ve hem de Marmara’yi gören bir yerlesme alani olmasi nedeniyle Constantinus döneminin ve sonrasinin önemli saraylari bu bölgede yogunlasmistir. Flasillia ve Augusta Pulheria’nin saraylari, Arkadius ve Modestus’un büyük sarniçlari, Bozdogan Kemeri, Markianos Sütunu bu bölgenin sinirlan içindeydi. I. Iustinianos döneminin (527-565) en büyük kiliselerinden biri olan Aziz Polieuktos Kilisesi de Bozdogan Kemeri’nin güneybatisinda platonun Marmara yamaçlarindaydi. Bugüne kadar yasamis olan Bizans dönemi yapilari içinde kuzeyde Pantepoptes Manastiri (Eski imaret Camii) ve kuzeydoguda Pantokrator Manastiri Kilisesi de (Zeyrek Kilise Camii) ortaçag Bizans’inin bu bölgedeki önemli yapilaridir. Fatih Sultan Mehmet Istanbul’u fethedip sehre girdiginde, kendisini Istanbul’un sayili kisileri ve bu arada Papa Yanadosta karsilamisti. Büyük Türk Hakani Fatih, Yanados’u çagirarak bir süre onunla konusmus, Istanbul’da bulunan Rumlarin dinlerine dokunmayip dinlerini yasamalarinin temin edilecegini bildirmisti. Ayni zamanda bu Türk padisahi Yanados’u sehirdeki Rum kiliselerinin basina getirmis, O’na Patrik ünvanini vermisti. Yanados kendisine verilen Havariyun kilisesine giderek durumu papazlarina bildirmisti. Iste, Havariyun kilisesi günümüzdeki Fatih ilçesinin ilk kuruldugu yer olmustu. Havariyun kilisesi harap hale gelince Fatih Sultan Mehmet burayi ilk insaat yeri olarak seçmis, kiliseyi yiktirarak Fatih Camiini yaptirmisti. Zamanla Fatih Camii çevresinde yeni yeni binalar kurulmus, böylece ilçenin çekirdegi meydana gelmistir. Ilçe, Fatih Camiinin bittigi tarihten sonra Fatih adi ile anilmaya baslanmistir.

Bati kaynaklarina göre, Bizanslilar zamaninda ilçenin kuruldugu yerde on iki Havariyun Kilisesi ile Bizans Imparatorlarina ait mezarlar vardi. 1204 yilinda yapilan 4. Haçli Seferi sirasinda Istanbul Latinler tarafindan kusatilmisti. Bu kusatmada kilise yakilip yikilmisti. Daha sonraki tarihlerde depremden zarar gören kilise daha çok harap olmustu. Nitekim, Fatih Sultan Mehmet Istanbul’u fethettigi zaman Fatih ve yöresindeki kilise ve mezarlar bir harabe yigini halindeydi. Fatih, Istanbul’u alinca sehrin hemen imar ve onarimina girismisti. Bu arada Fatih Sultan Mehmet’in yaninda bulunan Aksemsettin, Molla Güranî, Molla Hüsrev ve Molla Zeyrek O’na basvurarak daha önce Ayasofya ve civari ile Pantokrator’a (Zeyrek) yerlestirilen ögrenciler için bir medrese kurulmasini istemislerdi. Fatih, ilim adamlarinin istegini kirmayarak büyük bir cami ile onun yanina Sahn-i Semen (Sekizli Medrese) diye anilan binalar toplulugunun yapilmasini emretmisti. 17 yil sonra tamamlanan bu eserler ilçenin gelismesinde en önemli rolü oynamisti. Fetihten sonra, Eyüp Imareti insaatini izleyerek büyük bir sosyal ve kültürel etkinlik merkezi olan Fatih Külliyesi’nin kurulmasi (1463-1470) saraçlarin ve demircilerin çalistigi büyük Saraçhane Çarsisi ve Sehzadebasi’ndaki yeniçeri odalarinin yapimi bu bölgede yeni mahallelerin gelismesine neden olmustur. Fatih Külliyesi Istanbul’a Türk döneminin karakteristik görünümünü kazandiran büyük külliyeler dizisinin ilk halkasidir. Bine yakin çalisani ve çevresindeki çarsilarla, bu külliye sehrin bundan sonraki gelismesinde etkili olan yeni bir agirlik merkezi yaratmistir. Istanbul’un Trakya çikisi, Bizans döneminden farkli olarak Edirnekapi’ya gelince, fetihten sonra sehirde yapilan dini ve sosyal islevli yapilar da Haliç yamaçlarinda yogunlasmis ve suriçinin üçte bir nüfusu Edirnekapi, Sultanselim, Fatih üçgeninde yerlesmistir.

O dönemde Fatih Külliyesi, Edirnekapi yolunun tam ortasinda bulunuyordu. Caminin dis avlusunun kuzeybatiya çikan Boyaci ve Börekçi (ya da Çörekçi) kapilari çevresinde bir çarsi daha olusmustu. 15. yy’in sonunda ya da 16. yy’in basinda Edirnekapi yolu üzerinde Atik Ali Pasa Camii yapilmistir. Edirnekapi içinde Mihrimah Sultan Külliyesi’nin insasi sirasinda, cami avlusunun altinda dükkânlar yapilmasi, Saraçhane’den Edirnekapi’ya kadar sürekli bir alisveris ekseninin de bu yol üzerinde gelistigini kanitlar niteliktedir. 16. yy’da Istanbul’da yapilan mescit ve camilerin üçte biri bu bölgededir. Yine 16.yy’da, Edirne yolunun suriçindeki bölümünde Fatih ile Edirnekapi arasinda kara gümrügü kurulmustur. Süleymaniye gibi Fatih’te de cami çevresinde devlet büyüklerinin, özellikle ulemanin konaklari vardi. Nitekim Nicolay, Fatih Külliyesi’ne iliskin gözlemlerinde caminin çevresinde imam ve ulemanin oturdugunu ve her millet ve dine mensup misafirler için 200 adet kubbeli ev oldugunu yazmaktadir. (Burada külliye çevresindeki medreseleri, tabhaneyi ve kervansarayi kast etmis olmalidir). Ancak, Nicolay külliyenin disinda da 150 ev oldugundan söz eder. Bunlarin imaretten her gün as alanlarin barinaklari oldugu söylenebilir. Ingiliz gezgin, bu odalarin birçogunun bos oldugunu da eklemektedir. Külliyenin genis bir sosyal program oldugu Fatih’in vakfiyesinden bilinmektedir. Sanderson bu külliyeye tahsis edilen yillik gelirin 16. yy’in sonunda 200.000 düka altini oldugunu kaydeder. Imaretin bu zenginligi, Fatih bölgesinde ilk 200 yilin yogun yerlesmesinin nedenlerinden birini açiklamaktadir. Fatih Camii’nin, medreseler arasinda bulunan Fatih Meydani olarak anilan, çesitli etkinliklere açik ve bütün kenarlari düzenli bir mimari ile çevrili, dört hektar büyüklügündeki dis avlusu Atmeydani’ndan sonraki en büyük sehir alanidir. Burada medreselerde okuyan 300 ögrenciden baska, Evliya Çelebi’nin dedigi gibi, “hal sahibi ve ehl-i dil olanlar da eksik degildi”. Çevresinde bulunan çarsilar, namaz vakitlerinde camiyi dolduran müminlerin çalistigi yerlerdi. Cami avlusunda zengin bir sosyal alisveris oldugu, sehirlinin yasamini renklendiren birçok olayin bu avluda geçtigi açiktir.


Evliya Çelebi, dis avluda Boyaci Kapisi’nin yaninda, her kati minare yüksekliginde kat kat kulübeler kuran Sultan Budala Hasan Dede’den de söz eder. 16. yy’da yapilan Iskender Pasa Camii, Edirnekapi’ya dogru Bayrampasa vadisi yamaçlarindaki Mesih Mehmed Pasa Camii, Çarsamba’daki Nisanci Mehmed Pasa Camii gibi yapilar semtin anitsal çevresini zenginlestirmistir. Bunlara 17. yy’da yapilan Saraçhane’deki Ankaravî Mehmed Efendi Medresesi, Bozdogan Kemeri yanindaki Gazanfer Aga Medresesi, yine Saraçhane’deki Amcazade Hüseyin Pasa Külliyesi, Fatih Külliyesi’nin karsi kösesindeki Feyzullah Efendi Medresesi gibi ögretim yapilari da eklenmis, böylece Fatih 18. yy’a kadar bassehrin sosyal ve kültürel yasamindaki önemli statüsünü korumustur. Bugün ilçemizi süsleyen Fatih Camii, daha sonraki tarihlerde yikilmaya yüz tutan camiin yerine yeniden padisah III. Mustafa tarafindan insa ettirilmistir. Fatih’in yaptirdigi eserler kümesi (külliye) içinde cami, medrese, hastahane, misafirhane, imaret, hamam, kervansaray, okul, kütüphane ve türbeler (Fatih Sultan Mehmet Türbesi, Gülbahar Hatun Türbesi, Naksidil Valide Sultan Türbesi) vardi. Zamanla Anadolu ve Rumeli’nin çesitli yerlerinden getirilen halk Istanbul’a yerlestirilmisti. Bu arada Yenisehir’den getirilenler Yenikapi’ya, Konya Aksarayi’ndan getirilenler Aksaray’a, Arnavutluktan getirilenler Silivrikapiya, Ermeniler Langa’ya, Kumkapiya, Egriden getirilenler Egrikapi’ya, Karaman’dan getirilenler Karaman’a, Tiri’den getirilenler Vefa’ya, Üsküp’ten getirilenler Cibali’ye, Bursalilar çogunlukla Eyüp’e, Kastamonulular Kazanci’ya, Trabzon’dan özel olarak seçilip getirilen gençler Fener’e, Akkâ, Gazze ve Remle Araplari Tahtakale’ye, Karamanli Hiristiyan Türkler Yedikule civarina, Gelibolulular Tersane civarina, Izmirliler Büyükgalata Mahallesi’ne, Karamanli Müslüman Türkler Büyükkaraman’a, Konyalilar Küçükkaraman’a, Sinop ve Samsun göçmenleri Tophane’ye, Manisalilar Macuncu Mahallesi’ne, Çarsamba’dan getirilenler Çarsamba’ya yerlestirilmislerdi. Böylece ilçeye bagli olan ünlü semt ve mahalleler yavas yavas olusmaya ve senlenmeye baslamisti. Fatih bu arada ünlü bilginlerden Seyh Ebü’l Vefa için bugünkü Vefa Lisesi’nin arkasindaki yere büyük bir külliye yaptirmisti. Külliye, Konya’da dogan Mevlânâ Celâleddin soyundan olan Seyh Ebü’l Vefa için kurdurulmustu.

Istanbul’a geldikten sonra ünü daha çok artan bu bilgine Fatih’in asiri bir sevgisi vardi. Fatih Sultan Mehmet’ten sonra Osmanli Devleti’nin basina geçen padisahlarla onlarin sadrâzam ya da pasalari, ilçemize yaptirdiklari cami, medrese, hamam ve çesmelerle ün kazanmislardi. Fatih semtinin kisa zamanda gelismesi, senlenmesi bunlar zamaninda ve bu kisilerin yaptirdiklari eserler sayesinde olmustur. Fatih’in pasalarindan Has Murat Pasa’nin kurdurdugu cami ve çevresi bugün Murat Pasa mahallesi olarak bilinir. Bunu Koca Mustafa Pasa, Küçük Mustafa Pasa, Iskender Pasa ve Atik Ali Pasalarin yaptirdigi külliyeler izlemistir. Külliye yapilan yerde yerlesme daha çabuk olmus ve Fatih semtinin çehresi daha çabuk degismistir. Kanunî Sultan Süleyman, Süleymaniye ve Çarsamba’daki Selimiye Camilerini yaptirmistir. Zamanla ünlü kisiler de ilçeye büyük eserler birakmislardi. Bu arada Mimar Sinan, Mihrimah Sultan, Davut Pasa, Fatma Sultan, Haci Evhattin, Abdi Çelebi, Kâtip Muslihiddin ve digerleri de ilçemize ünlü eserler birakan ve semt ve mahallelerin olusmasini saglayan kisilerdir. Ilçe, Sehremanetinin bir ara merkezligini yapmis ve o zaman Sehremini semti meydana gelmistir. 18. yy, Istanbul’un eski sehri birakarak kiyilar boyunca surlar disinda büyümesine tanik olur. Nitekim, Fatih semti de 18. yy’ dan sonra fazla bir gelisme göstermemistir.

18. yy’da meydana gelen yanginlar bu eski mahalleleri yer yer yok ettigi gibi, 1766’daki büyük depremde Fatih Külliyesi de büyük ölçüde tahrip olmus, cami tümüyle yikilmistir. III. Mustafa (hd 1757-1774) tarafindan yeniden yaptirilan cami 1771’de tekrar hizmete açilmis, Fatih’in ve Gülbahar Hatun’un türbeleri de ancak I. Abdülhamid döneminde (1774-1789) bitmistir. Caminin arkasindaki kitaplik binasi da 18. yy’da yapilmistir. Külliyenin bir parçasi olan darüssifanin yerinde bugün, Istanbul’ un en güzel barok yapilarindan biri olan Naksidil Sultan Türbesi ve Sebili vardir. Sonradan arsasina bir askeri rüstiye yapilan kervansaray da ayni depremde yikilmis olmalidir. Fatih Külliyesi’nin hamami olan ve camiden önce yapilmis olan Irgadlar (ya da Karaman) Hamami I. Dünya Savasi sirasinda yanmistir. Külliyenin bazi yapilarinin depremden sonra tekrar yapilmamis olmalari, bölgenin yerlesim alani olarak öneminin 18.yy’in sonunda azaldigina isaret eder. Fakat Sultan Abdülmecid’in 1851’de, Hz. Peygamber (SAV)’ in ikinci hirkasi için yaptirdigi Hirka-i Serif Camii bölgenin dini statüsünü korudugunu gösterir. Hirka-i Serif, giderek halkin dini yasaminda özel bir yer tutmus ve çevresine bir semt kimligi kazandirmistir. Fatih 1908’deki Çirçir yangininda büyük ölçüde tahrip olmus, 31 Mayis 1918’deki Cibali yangininda ise yöredeki binlerce bina yok olmustur. I. Dünya Savasi’ndan önce ortogonal (birbirini dik açilarla kesen) sistemde bir yol dokusuyla planlanan semtte ahsap yapilar giderek küçük ölçekli iki-üç katli apartman ve evlerle yer degistirmis; günümüzde hâlâ kullanilan kaymakamlik binasi yapilmis, önüne de Filistin’de sehit olan ilk Türk havacilarinin aniti dikilmis ve çevresine bir park yapilmistir.

Yine de, Saraçhane’den geçen Atatürk Bulvari ve Fatih Medreselerinin temellerini ortaya çikararak Edirnekapi’ya uzanan büyük bulvar (Macar Kardesler ve Fevzi Pasa caddeleri) açilana kadar, yangin yerleri disinda, Fatih’te eski sokak dokusunu ve ahsap yapilarini koruyan mahalleler vardi. Menderes’in imar hareketleri döneminde (1954-1960) yapi yogunlugu artmaya baslayinca çok katli beton apartmanlar giderek çogalmis, semtin eski sakinleri yeni nüfus karsisinda azinlikta kalmis, çogu aile Fatih’i terk etmistir. Böylece Fatih’in tarihi dokusu ve sivil mimarisinin hemen hemen hiçbir izi kalmadigi gibi, sosyal dokusu da tümüyle degismistir. 1960’ta hizmete giren Belediye Sarayi’nin da etkisiyle, artan nüfus yogunlugu alt ticaret bölgelerinin geli smesini tesvik etmis ve Fevzi Pasa Caddesi boyunca, konut alanlarini isgal eden bir ticaret ekseni ortaya çikmistir. Bu eksen üzerinde eski Fatih Kervansarayi, bazi degisikliklerle, ticari amaçli islevlerle restore edilmistir. Fatih Camii’nin, Evliya Çelebi’nin deyimiyle, “ruhaniyetli” bir mabet olmasi günümüze de yansimistir. Eskiden oldugu gibi, günümüzde de özellikle Sultan Selim Camii’ne uzanan Çarsamba Caddesi çevresinde kiyafetten gündelik yasam biçimlerine kadar, Istanbul’un diger semtlerinin hiçbirinde bu derece vurgulu ve yogun olmayan bir Islami yapi gözlenmektedir. Fatih ilçesi uzun yillar ilimiz Istanbul’un merkez ilçesi olmustu. 1928 yilinda alinan bir kararla ilçemiz, Fatih ve Eminönü olarak ikiye ayrilmisti. Gene bu tarihte Fatih ilçesi ayri bir ilçe yapilmisti. 28.6.1967 tarihli ve 5366 sayili Bakanlar Kurulu karari ile ilçemizdeki bütün bucaklar kaldirilmisti.

GÜNÜMÜZDE FATIH; Haliç’in bati kiyisina Marmara kiyisindaki deniz surlari büyük ölçüde tahrip oldugundan önemli bir bölümü günümüze ulasmamistir. Atatürk Köprüsü’nün güneybatisindan baslayan Atatürk Bulvari ve daha güneydeki Mustafa Kemal Caddesi, Fatih ve Eminönü Ilçeleri arasinda sinir olusturur, Istanbul sehir içi ulasim baglantilarindan bazilari Fatih Ilçesi’nden geçer. Bunlardan baslicalari Saraçhane-basi’ndan Edirnekapi’ya uzanan Macar Kardesler ve Fevzi Pasa caddeleri, Aksaray’i Topkapi-Edirnekapi Caddesi’ne baglayan Vatan Caddesi (Adnan Menderes Bulvari) ile yine Aksaray’i Topkapi’ya baglayan Millet (Turgut Özal) Caddesi’dir. Haliç kiyisi boyunca Ayvansaray, Demirhisar, Balat Vapur iskelesi ve Abdülezel Pasa caddeleri uzanir. Bu caddelerle Haliç arasinda yesil alanlar yer alir. Ilçenin Marmara kiyisindan Sirkeci’yi Bakirköy’e baglayan ve “sahil yolu” da denilen Kennedy Caddesi geçer. Fatih Ilçesi’nin Marmara Denizi kiyisi yesil alanlar halinde düzenlenmistir, Istanbul’u Avrupa ülkelerine baglayan ve sehrin bati yakasindaki banliyö ulasimini saglayan çift hatli demiryolu da yer yer sahil yoluna paralel olarak uzanir. Fatih ilçesi “Çagdas Tramvay ve Hizli Tramvay” adiyla anilan rayli ulasim sistemlerinden de yararlanir. Haliç kiyisinda da suyolu ulasimi yapilan bazi iskeleler vardir. Sehirin en eski yerlesim alanlarindan bazilarinin bulundugu Fatih ilçesi, tarihsel yapilar açisindan oldukça zengindir.

Bunlardan baslicalari; Bozdogan Kemeri, Yedikule Zindani, Blahernai Sarayi, Fethiye Camii, Kariye Camii ve Fatih Külliyesi’dir. Istanbul sehrindeki önemli egitim ve saglik kurumlarindan br bölümü Fatih Ilçesi’nin sinirlari içindedir. Bunlardan baslica ortaögrenim kurumlari Darüssafaka Lisesi, Fatih Kiz Lisesi, Pertevniyal Lisesi, Fatih Ticaret Lisesi, Sultanselim Kiz Meslek Lisesi, Fatih Îmam-Hatip Lisesi, Özel Eresin Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi, Sahakyan Nunyan Ermeni Lisesi, Özel Fener Rum Erkek Lisesi, Özel Yuvakimyon Rum Kiz Lisesi’dir. Istanbul Üniversitesi’ne bagli Cerrahpasa ve Istanbul (Çapa) Tip Fakülteleri de Fatih Ilçesi’ndedir. Fatih’nin önemli alisveris merkezleri Aksaray, Fatih ve Findikzade semtlerinde, odaklasmis durumdadir. Bunlardan en düzenli olani Aksaray’daki yeralti çarsisidir. Önemli konaklama tesisleri daha çok Millet Caddesi kenarinda, baslica eglence yerleriyle lokantalar ise genellikle sahil yolu çevresindeki semtlerde yer alir.