istanbul-emlak-ilan.com                      anasayfa  |  emlak istek formu  |  iletişim

 AVRUPA YAKASI
 İstanbul Emlak İlan 1.Levent
 İstanbul Emlak İlanları 2.Ulus
 İstanbul Emlak İlan 4.Levent
 İstanbul Emlak İlanları Akaretler
 İstanbul Emlak İlan Akatlar
 İstanbul Emlak İlanları Alkent 2000
 İstanbul Emlak İlan Ataköy
 İstanbul Emlak İlanları Bahçeşehir
 İstanbul Emlak İlan Bakırköy
 İstanbul Emlak İlanları Beylikdüzü
 İstanbul Emlak İlan Beyoğlu
 İstanbul Emlak İlanları Beşiktaş
 İstanbul Emlak İlan Emirgan
 İstanbul Emlak İlanları Esentepe
 İstanbul Emlak İlan Gayrettepe
 İstanbul Emlak İlanları Harbiye
 İstanbul Emlak İlan Kemerbugaz
 İstanbul Emlak İlanları Nişantaşı
 İstanbul Emlak İlan Sarıyer
 İstanbul Emlak İlanları Tarabya
 İstanbul Emlak İlan Yeniköy
 İstanbul Emlak İlanları Yeşilköy

 ANADOLU YAKASI
 İstanbul Emlak İlan Acarkent
 İstanbul Emlak İlanları Anadolu Hisarı
 İstanbul Emlak İlan Ataşehir
 İstanbul Emlak İlanları Bostancı
 İstanbul Emlak İlan Caddebostan
 İstanbul Emlak İlanları Çiftehavuzlar
 İstanbul Emlak İlan Erenköy
 İstanbul Emlak İlanları Fenerbahçe
 İstanbul Emlak İlan Göztepe
 İstanbul Emlak İlanları Kadıköy
 İstanbul Emlak İlan Kozyatağı
 İstanbul Emlak İlanları Suadiye
 İstanbul Emlak İlan Üsküdar

 

 

 







istanbul emlak ilan Erenköy

anasayfa  |  emlak istek formu  |  iletişim


SILIVRI

Antik çagdaki isminin Selymbria veya Selybria oldugu bilinen kent, dogal bir limana sahip olmasi ve önemli ticaret yollarinin üzerinde bulunmasi sebebiyle her dönemde önemini korumustur. Silivri sehri bugünkü kasabanin yanindaki koyun dogusunda Marmara'ya hakim 56 m. yüksekliginde dik ve sarp bir tepenin üzerinde kurulmustur. Zamanla bu tepenin etrafi surlarla çevrilmistir. Bugün bu yere Fatih Mahallesi denilmektedir. Sehir zamanla geliserek surlarin disina çikmis ve yayilmistir. Silivri Marmara Denizi kiyisinda ( Propontis kiyisinda Istanbul Byzantiun ) ve Marmara Ereglisi ( Perintos ) arasindadir. Antik devirde Trakya doguda Karadeniz, güneyde Marmara Denizi ve Ege Denizi, batida Nestos nehri, kuzeyde Tuna Nehri ile çevrili bulunuyordu. Konumuzu olusturan Selybria kenti de iste bu sinirlar içinde bulunmaktadir. Gerek Trakya bölgesinin gösterdigi kültür buluntularinin ve gerekse Kinali Köprü Prehistorik keramiklerinin benzerlerine Anadolu'da ve Troia 1'da rastlanilmasi bir kültür alisverisi oldugunu kanitlamakta ve M.Ö. 3000 yila kadar inen yerlesim yerlerinin varligini ispatlamaktadir. Selymbria Kostantinopolis'in kurulmasiyla beraber yol sebekesine ve sadece 60 km. uzaklikta bulunan imparatorluk bassehrinin ekti alani içine girdi. Bundan sonra Selybria bir Bizans kenti o6larak Türkler tarafindan alinincaya kadar varligini sürdürdü.

Anastasius'tan sonra Justinus ondan sonra da 1. Justinianus ( 527-565 ) basa geçti. Justinianus zamaninda ticaret ve sanatta önemli ilerlemeler oldu. Kontantianapolis Asya ile Avrupa arasinda önemli bir ticaret merkezi idi. Bu ticarette agirlik, Çin ve Hindistan'a yapilan alisveriste idi. Bizansli ticaret casuslari Çin'den ipekçiligi ögrenerek ipek böcegini Bizans'a getirmeleri 1. Jüstinianus zamanina rastlar. Bizansta ipek üretimi bir anda deger kazandi. O devirde ipekçilige o kadar çok önem verildi ki; Imparatorun emri ile Silivri ve yöresine bol miktarda dut agaci ektirilerek, ipekçiligin Silivri'ye de girmesine neden oldu. 10. yüzyilda Silivri çok zengin bir ticaret merkezi idi. Bolluk ve gönençlerini ticarete borçlu idi. Ipekçilik, sarapçilik ve ziraat çok ilerlemis durumda olup, ürünleri buradan her tarafa ihraç ediliyordu. Ioannes Kantakuzenus, 1344 yilinda kizi Teodora'yi Sultan Orhan'a vererek onun destegini sagladi. Teodora'nin dügünü Silivri'de yapildi. Bu evlilikten Hali isminde bir sehzadeleri dünyaya geldi. Bu evlilige karsilik Sultan Orhan Kantakuzenus'a Trakya'da çarpismak için 6000 kisilik bir kuvvet gönderdi. Kantakuzenus, tahti böylece ele geçirdikten sonra Sirplara karsi giristigi savasta Osmanlilarin büyük yardimlarini gördü .Bu savastan sonra Türklerin çogu Trakya'da yerlesip kaldilar. Sultan Orhan,Türk boylarinin Trakya'da ele geçen topraklara yerlesmesini sagladi. Sultan Murat zamaninda daha da artti.1402 yilinda Anadolu'yu istila eden Timur'un ordularindan kaçan Türkler Trakya'ya gelip yerlesmislerdir. Hatta bu devirde Trakya'daki Türkler Anadolu Türklerinden daha fazla idi.

Iste Bu gün Trakya'da bulunan yerli Türklerin kökeni bu göçlerle gelenlerdir. Bunlarin bir çogu önce Balkanlara yerlesmis bir zaman sonrada Trakya'daki bu gün yasadiklari yerlere gelip,orada kalmislardir. Bugün bunlarin ilk gelenlerin torunlarina "GACAL" denilmektedir. Balkanlarin diger bölgelerinden gelip yerlesenlerine de "YÖRÜK" denilmektedir. Bu Gacal ve Yörükler bu güne kadar eski örf ve ananelerini kaybetmemislerdir. Fatih Sultan Mehmet Istanbul 'u almaya karar verince ,Rumeli Askeri Valisi Dayi Karacabey'i askerini toplayarak yol üzerindeki Bizans sehir ve kasabalarini ele geçirmesi için görevlendirdi. Karadeniz kiyisindaki Mesembria( Misivri) ,Anchialus(Ahyolu) ve Byzus(Vize) hemen teslim olarak yagma edilmekten kurtuldular. Selymbria ve Perinthos kaleleri direndiler, bunun üzerine Dayi Karacabey buralarin zaptini Istanbul 'dan sonraya birakarak Istanbul istikametinde ilerledi. Istanbul'un zaptindan onbes gün sonra Dayi Karaca Bey Trakya'ya dönerek ele geçirilmemis kaleleri almak için Silivri önlerine geldi. Bizans diye bir sey kalmadigini gören Selymbria kalesi muhafizlari yapacak bir sey kalmadigini anlayarak kalenin anahtarini Dayi Karacabey'e teslim ettiler. Fatih Sultan Mehmet 23 Mart 1453 günü Istanbul istikametinde Edirne'den hareket etti.5 Nisan Persembe günü Konstantinopolis önlerine geldi. Ana kuvvet yola çikmadan önce askere yolda erzak temin etmekle görevli birlik geçtikleri yerden deger bedelini vererek canli hayvan ve zahire alarak yollarina devam ediyordu. Epivatos/Bigados(Selimpasa) önlerine gelindiginde Araptepe civarindaki çobanlar hayvan vermekten kaçindilar.

Ayni zamanda bu kuvvete saldirdilar. Buradaki saldiriya karismayan halk da Fatih'in emri ile buradan sürgün edildiler.Fatih'in Bizans'a saldirisi üzerine Macar Krali Hunyadi firsattan istifade etmek istercesine Bizans Imparatoruna yapacagi yardim karsiliginda Selimbria'yi Mesembria'yi ve Limnos adasini istiyordu. Fatih Istanbul'u aldi. Böylece bu istek de yerine getirilememis oldu. Silivri Osmanlilarin idaresine geçince,kale içindeki Apokaukos Kilisesi camiye çevrilip 30-40 hane kadar Türk kale içine yerlestirildi. Zaten o zamanlar Silivri'de kale disinda ev bulunmuyordu. Bütün evler kale içindeydi. Kalede Rumlar, Ermeniler ve Yahudiler oturuyordu. Türkler gelince eski halkin adet,ananelerinde ve ibadetlerinde hiçbir degisme olmadi. Bu müsamaha iyi geçinmelere sebep oldu. Yalniz Türkler kapali alanlarda oturmaya aliskin olmadiklari için zamanla kale disinda sahil bölgesinde evler yapip yerlesmeye basladilar. Türklerin Silivri'ye gelip yerlestikleri dönemde kalenin dogusunda Muratçesme mevkiinde bakimli bag ve bahçeler bulunmaktaydi. Gayrimüslim halk geçimlerini bagcilik,sarapçilik ve ipekçilikle sagladilar. Türkler ise balikçilik ve yogurtçuluk alaninda gelisme sagladilar. Silivri Bizans Imparatorlarinin sayfiye yeri idi. Türklerin eline geçtikten sonra da uzun bir müddet ayni sekilde devam etti. Kanuni Sultan Süleyman Yapagci Çiftligini satin aldi. Oraya bir cami ve saray yaptirdi. Yaz aylarinda saray halki yazi burada geçirirdi. Hatta bir yaz Kanuni Istanbul'a dönerken kalyonu firtinaya yakalanarak Silivri körfezi açiklarinda batmis ve kalyonun arkasinda içinde Kanuniye ait sandik içinde bulunan semsiye ve elmas semsiye topuzu da sulara gömülmüs oldugu ve bu sandigin hala Silivri körfezi açiklarinda yattigi bilinmektedir. Celaliye çiftligini de Piri Mehmet Pasa satin aldi,emekli olduktan sonra günlerinin bir kismini da Silivri'de geçirmistir.

Sultan Avci Mehmet de Yapagca Köyünde bir av köskü yaptirmis ve burada kalmistir. Nihayet "93" harbi yenilgisi bundan sonraki yenilgilerin habercisi oldu.8 Ekim 1912'de Balkan Savaslari basladi.Balkanlarda Bulgarlar,Yunanlilar,Sirplar ve Karadaglilar aralarinda bir anlasma yaptilar.Osmanlilarin Trablusgarp Harbi ile ugrasmasindan ve ülkedeki iç siyasal çekismelerden faydalanarak 8 Ekim 1912 'de Karadaglilar Osmanlilara harp ilan ettiler. Bunun pesinden diger Balkan devletleri de harbe girdiler. Osmanli ordulari büyük bir yenilgiye ugradi. 30 Mayis 1913'te baris imzalandi. 30 Haziran 1913 gecesi Bulgaristan, Yunanistan ve Sirbistan'a aniden saldirinca ikinci Balkan Harbi basladi. Bu Osmanlilarin isine yaradi. Edirne'ye kadar olan Trakya bölgesini Bulgarlar'in elinden geri aldi. 1912'de Silivri de Bulgarlar tarafindan isgal edildi. Bulgarlar tarihte esi az görülen katliamlar, tecavüzler, iskenceler ve yakip yikmalar seklinde olmustur. Bulgarlarin Silivri'yi isgali 9 ay sürdü. Temmuz 1913'te isgal sona erdi. Daha sonraki yillarda,istiklal Harbinde Silivri'miz bir de Yunanlilar tarafindan isgal edildi.Yunanlilar Silivri'ye 20 Temmuz 1920 ' de girdi,22 Ekim 1922'de çekilerek Silivri'yi Italyanlara biraktilar. Neticede 1 Kasim 1922'de Italyanlarda çekilerek Silivri'yi Türklere teslim ettiler. Bundan sonraki yillarda mübadele(degisim) basladi. Istiklal Harbinin bitiminde sulh masasina oturulunca Yunanistan'da kalan Türklerle,Türkiye'de kalan Rumlarin gelecekleri bir karar altina alindi. Anlasmaya göre bunlar degistirildi,1924'de mübadele tamamlandi. Silivri kaza olusunun ilk yillarinda Vize Livasina bagli bir kaza idi.1846 yilinda Silivri Liva oldu.

Silivri 1867'de kaza oldu,1876'da Çatalca sancak halini alinca Silivri Çatalca'nin bir Ilçesi haline getirildi ve 1898'de Çatalca Istanbul'a bagli bir kaza olunca Silivri'de Istanbul'un bir kazasi olarak kaldi. Bu tarihlerde Silivri'nin bir de Belediyesi vardi Bilinen en eski Belediye Baskani Yanakaki ÇORBACI'dir. Silivri'nin ilk surlarinin kimler tarafindan yapildigi bilinmemekle birlikte 6.Y.Y.da Imparator Jüstinyen tarafindan onarim gördügü ve son olarak 2.Bayezit döneminde (1481-1512) "Kiyamet_i Sugra" (küçük kiyamet) denilen büyük depremden sonra ayni padisah tarafindan onarildi. Silivri'nin eski tarihi eserlerinden Surlar,Kapilar(çarsi kapisi,orta kapi,kir kapisi),yazitlar,tugla damgalari,sarniç,Pirimehmetpasa Camii sayilabilir. Ilçemizin 2000 yili nüfus sayimina göre 108.155 nüfusa sahip olup,bu nüfusun 44.530 u ilçe merkezinde,63.625 i ise Belde ve köylerimizde yasamaktadir.Silivri ilçesi ülkenin tatil yörelerinden olmasi nedeniyle turizm sezonunda ilçe nüfusu % 400-500 artmaktadir ve sürekli göç almaktadir. Ilçenin geçim kaynaklari tarim,hayvancilik,balikcilik,turizm ve sanaiye dayalidir. Ilçede tüm Kamu kurum ve kuruluslari mevcut olup,ilçede saglik ve egitim konusunda pek fazla sikinti bulunmamaktadir.Ilçedeki resmi kurum ve kuruluslarda vatandas odakli hizmet anlayisi içerisinde hizmetlerin sunulmasina azami ölçüde önem verilmektedir.